DünyaGündemTürkiye

İran’daki kum ve toz fırtınasına Türkiye’nin neden olduğu iddiaları COP15’te çürütüldü

0

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin İran’da kum ve toz fırtınası ile hava kirliliğine neden olduğu iddialarının gerçek dışı olduğunu Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) 15. Taraflar Konferansı’nda (COP15) kanıtlarıyla ortaya koydu.

COP15, Fildişi Sahili’nde “Kara. Hayat. Miras: Kıtlıktan refaha” temasıyla 9-20 Mayıs tarihleri arasında yapıldı.

Çok sayıda devlet ve hükümet başkanının katıldığı konferansa, Türkiye adına katılan Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Nurettin Taş, izlenimlerini paylaştı.

Taş, Türkiye’nin, BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi EK-IV (Kuzey Akdeniz) Ülkeleri 2020-2022 dönem başkanlığı görevini yürüttüğünü, konferansta, Başkanlar Zirvesi ve “Yüksek Düzeyli Yuvarlak Masa Toplantıları”nın gerçekleştirildiğini belirtti.

Konferansta 143 ülkeden 3 bini yerel katılımcı olmak üzere toplamda 7 bin katılımcının yer aldığını belirten Taş, “COP15’te ülkemizin görüşleri dile getirildi, genel rapor, bölgesel grup çalışma sonuç raporları sunuldu.” diye konuştu.

Ankara Girişimi

COP12’nin 2015’te Türkiye’nin ev sahipliğinde yapıldığını anımsatan Taş, şunları söyledi:

“Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı’nda, Türkiye tarafından 5 milyon dolar katkıyla ‘Ankara Girişimi’ başlatılmıştı. Ankara Girişimi ile başta Afrika ülkeleri olmak üzere en az gelişmiş ülkelere, sözleşmenin gereklilikleri kapsamında, uluslararası iş birliği, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gibi konularda destek sağlanması öngörülmüştü. Ankara Girişimi, ‘yoksullukla nasıl mücadele edilir, insanların gelir düzeyi nasıl yükseltilir?’ bunları kapsıyor. Ankara Girişimi’nde alınan kararların ne kadar isabetli olduğunu gördük. Burada aldığımız kararları, bütün diğer ülkeler COP15’te örnek olarak gösterdi.”

Taş, tüm taraf ülkeler ve AB’nin kabul ettiği COP15’in kilit çıktısının “Birlemiş Miletler Arazi Yönetim Anlaşması” olduğuna işaret ederek, bu anlaşmanın ana maddelerini şöyle sıraladı:

“2030 yılına kadar 1 milyar hektar alanın restore edilmesi. Kuraklığa karşı erken uyarı, hazırlık ve dayanıklılığı artırmak. Kum ve toz fırtınaları ile mücadele etmek. Çölleşme ve arazi tahribatını zorunlu göç ve yerinden edilmenin itici güçleri olarak ele almak. Arazi mülkiyet haklarını ve cinsiyet eşitliğini güçlendirmek. Gençler için insana yakışır toprak temelli işleri teşvik etmek. UNCCD sürecine gençlerin katılımını güçlendirmek.”

Türkiye’nin İran’da kum ve toz fırtınası ile hava kirliliğine neden olduğu iddiaları

Türkiye’nin iki hafta süren konferans kapsamında 40’tan fazla ana toplantı, bölgesel kapalı toplantılar ve kontak grup toplantılarına katılım sağladığını belirten Taş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle kum ve toz fırtınaları konusu başta İran olmak üzere Suriye ve Irak tarafından uluslararası arenada dile getirilmekte ve bu ülkelerde meydana gelen toz ve kum fırtınalarına sebebin Fırat ve Dicle nehirleri üzerine kurulu olan barajlar olduğu iddia edilmektedir. Bu hassasiyet üzerine ülkemiz konu özelinde toplantı talebinde bulundu. Toplantıya İran katılım sağlamazken, Irak tarafından da bir karşı bildirim gelmedi.”

Bu toplantıda, Fırat-Dicle nehirlerinin beslendiği Irak, İran ve Suriye sınırlarının tamamında, 74 bin 758 noktada uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak 2001-2019 yılları arasında meydana gelen değişimlerin izlendiğini dile getiren Taş, “Yaptığımız değerlendirme sonucunda, 18 yıllık dönemde Irak, Suriye ve İran’da meydana gelen bozulumun büyük çoğunluğunun, terk edilen tarım alanlarında, arazi örtüsü sınıflandırmasında, çöl alanlarında meydana geldiğini kanıtlarıyla ortaya koyduk.” dedi.

Fırat-Dicle nehirleri üzerinde Türkiye sınırları içerisinde bulunan barajlarda suyun tutularak, yılın 12 ayı düzenli bir şekilde verilmesinin, sulu tarım alanlarının genişlemesine katkı sağladığının da yapılan çalışmalarda gözlemlendiğini dile getiren Taş, “Çölleşme eğilimi olan alanların büyük çoğunluğu Suriye sınırları içerisinde yer alan ve terk edilen tarım alanlarının yoğun olduğu bölgelerde, yeşillenme eğiliminde olan alanların ise her iki nehrin birleşerek beslediği, bataklıklar bölgesi olarak da bilinen kısımda yoğunlaştığı görüldü.” bilgisini verdi. Taş, şunları kaydetti:

“Irak’ta 197 bin 135 kilometrekare, İran’da 220 bin 673 kilometrekare, Suriye’de 76 bin 500 kilometre alanda iyileşme, Irak’ta 44 bin 135 kilometrekare, İran’da 91 bin 212 kilometrekare, Suriye’de 144 bin 173 kilometrekare alanda ise arazi bozulumu meydana geldiği tespit edilmiştir. COP15’te gerek Ankara Girişiminin örnek olarak gösterilmesi, gerek kum ve toz fırtınasına ilişkin yaptığımız çalışmayla hakkımızdaki iddiaların çürütülmesi ve toplantılardaki aktif çalışmalarımızla toplantının gündemini Türkiye belirlemiş oldu.”

Türkiye’ye teşekkür

COP15’te Türkiye’nin yan etkinliklerde de aktif olarak yer aldığına dikkati çeken Taş, “UNCCD Sekretaryası ve taraf ülkeler tarafından sözleşmeye aktif katılımımız ve arazi bozulumu ve çölleşme konularında öncü olan ülkemizin yapmış olduğu, özellikle sahada yapmış olduğu çalışmalardan dolayı ülkemize teşekkür edildi.” dedi.

Taş, COP15 kapsamında ayrıca Azerbaycan, Özbekistan, BM Biyoçeşitlilikle Mücadele Sözleşmesi Sekreteryası, Tanzanya, Ürdün, Gine, Afrika Grubu, GIZ, WWF ve IUCN, WOCAT, G20, Pakistan ile ikili görüşmeler yapıldığını da aktardı.

Büyükelçi atamaları Resmi Gazete’de

Önceki Haber

Türkiye’nin su ürünleri üretimi, 2021’de yüzde 1,8 arttı

Sonraki Haber

Şunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Fazla Dünya